gider'iken
Teselli etmeye gelenlerin kişilik bozukluklarına; psikolojik devinimlere uğradığı dönemlerdi; senin bana bıraktığın dünyayı kendime cehennem ettiğim günler… Hiçbir sözün hükmü yoktu gerçeklerin karşısında… Hiçbir hükmün geçerliliği, tatmin ediciliği yoktu… Hayat buydu işte; bir katil, bir sapık, bir sentetik bağımlısı kılığında…
Unutulmuş, tarihe gömülmüş acıların gün yüzüne çıkıp da, kendini güneşe döndürmesiydi; günebakan kadar coşkuyla… Ne zevk almıştı bana / bize bunları yaşatmakla; acımakla / acıtmakla… Değil miydi ki bizle bir gülen çiçekler; şimdi nasıl açacaklar coşkuyla; yeniden- yeniden? Ne yaptıysak yaptık işte; elimizden geldiğince… Acıdık / acıttık birbirimizi son nefesimizde… Son bir gayretle ölümü kucaklayışın sebebine hiç değinmedik; bir ölü sevici rolünde kıydık parçalara yüreğimizi… Bu senin için, bu benim için, bu doğmamış bebeğimize…
Ah düşler, düşlerden devşirme rüyalar ve geceler; upuzun uzayan, uzadıkça yaşanılası; ölümsüzlük hissi veren uyku öncesi sevişmeler… Öpüşün, dudakların ve dilinin kıvraklığı… Tenin ki kadifeden: değdikçe yakan, kül eden… Hepsini yerle bir eden neydi? Hiç mi sevmedik yoksa? Korkarım… Yazık bunca geçen zamanın terkine; hiç hak etmemiştik de, artık neyse!
Kendimi her kaybettiğim günü; bir sahil kıyısında, bir ağaç gölgesinde ya da köprülerin korkuluklarında sonlandırıyorum… Uzaktan izliyorum; sadece izliyorum. İnsanlar seviyor. Sürekli bir şeyleri sevebiliyor; çok seviyor, az seviyor, sever gibi yapıyor; gerçekliğine inanarak. İmreniyorum… Ben sevsem diyorum: ya el alır, ya hak alır, ya ahı kalır… Çıkamıyorum işin içinden…
Teselli etmeye gelenlerin, istatistiksel verilere şaşırdığı dönemlerdi; anket yoklamalarını değiştiğim günler… Sevmemek için uğraşırken, sevmek için birçok sebep çıkartarak; daha birçok sevmiştim. Seni, beni, bizi; hatta tüm eski sevgilileri… Hepsini de özlemiştim bir nefeslik bıraktığım ömrün kalan son çeyreğinde… Ellerimi açıp da dayarken kalbime, son atışlar onlar içindi…
Düşlerim: bu son merasim atışı eşliğinde yittiğimdi…
Ve yitişim bir Kasım akşamına denk gelmekteydi…
(15.05.2008 – 07:43)
tek yorum var

Bir sızı çiseler durur seneyi aşkındır.
Ve ben Ahmak oldum, ıslandım.