hayal-et
Seni hayal etmekle başlıyor; bedenimin, beynime itirazlarına aldırmadan kendimi tüketip; döne dolana sana varışlarım. Ne kadar çabalarsam o kadar düşüyorum ağına.. Senden kurtulmanın tek yolu nefes almadan uzanabilmekse soğuk metal masa üzerine; konuşmadan herşeyi anlatabilmekse parmak ucuma iliştirilmiş künyeliğimle; hazırım! Sana verdiğim sözleri tutamayıp; kendime iyi bakamadığıma üzülmek için çok geç kaldım. Başka üzüntülerde kaybettim ben kendimi, elbette sendin kaybedişlerimin sebebi… Meraklama bunu hiç kimse bilemedi…
Seni hayal etmekle başlıyor; gecenin soğuk siyahında camdan dışarıya uzun süratli bakışlarım… Işığı yanık kalmış salonlarda yana yakına seni aradığım gecelerin sabahı, boğazıma geçirilmiş bir ilmek gibi nefesimi kesiyor. Beni bekleyen her ne ise bu şehrin ışıklarında gizli; ben onu bulmak için her gece yatağıma uzanıp penceremden sarkıyorum; boynuma sarılı saçlarından darağacım…
Seni hayal etmekle başlıyor; senin yokluğunu gidermeye çözüm(müş) gibi davranışlarım. Gözyaşlarım, kalp çarpıntılarım… Ne kadar paralarsam; ne kadar çırpınırsam çırpınayım. Takılıp kalıyor giydiğim bu dar gömleğin etekleri; yalnızlıkla bilenmiş çivi gibi hatıraların uçlarına… Söz yaşlarım, düş kanamalarım… Ne kadar çok yaşarsam o kadar çok büyüyecek; sen giderken biriktirdiğim sancılarım… Ne kadar çok yaşarsam o kadar çok seni anacağım!
Seni hayal etmekle başlıyor;
Benim hayalet sancılarım…
bilinmeyen bir tarihte, koğuş penceresinden bursa’yı izlerken karalandı önce.. bugün, izmir semalarında (24.02.2008-01:45′de) sona erdi..
