laleler ve kan

Takvimlerden yapraklar kopartıldı… Yeşile büründü doğa ve öldü sonra… Şimdi yeni bir başlangıcıyken mevsimin, döküldü içimdeki kavağın her bir dalı… Bir sene evveldi; bugündü… Hatta bu saatlerdi içimden dökülenlerin kağıt üstünde hayat buluşu… Bir bulut üstündeyken bir başka şehre taşınıp, bir yıldırım ile düşmüştüm toprağa… O zamandan bu zamana neler geldi, neler geçti..? Ne değişti, neler aynı olduğu gibi yerinde kaldı ? Hiçbirşey… Ben tekrar geri dönerken şehrime, en çok acıyan yanımı tekrar aldım, unutulmuş bir otobüs durağından; kayıp bir yolun kenarından… Tekrar büründüm en sağnak hallerime… Deştim en hatırnaz fotoğrafları bir bir…
Bok ettim içimde, içten içe pahabiçilmez bir esermişcesine boyadığım o tabloyu… Bok ettik işte…
Merhaba şehrim, hoşgeldim… İyi ki doğdun; iyi ki seninle büyüdüm…
Şimdi hiçbir düşün esiri olmadan, zamanın görecesinden sıyrılıp, hızına koşar adım ilerliyorum…
Kaybettim kendimi, kendi yarattığım dünya içinde.. Alıştırmaya çabalıyorum kendimi ölümlere..
Dilimde bu son duyduğum şarkı şimdi, sonsuz döngüde:
bir hüzün şehri ayırdı bizi
ve bu son olmayacak
gözyaşıyla beslediği
her aşk ölümü tadacak

[30.04.2009 - 11:10]

(bkz: reform-deform)
(bkz: gel dökümü)

tek yorum var

  1. şükrü arslan |

    olum sen harcanıyorsun he!

yorumla