kapat perdeleri güneşe
değmesin tenime hiçbir güç
güçsüzüm:
kağıdım ve kalemim…
gitme!
yırtılır yüreğim…
geceyi sen döndürdün güneşe
gün yüzünü çevirme ölüme
korkma,
incitemezsin ki beni,
ben aşk ile doğmuşum
teslim olmaz bir kuru kelama
bu kutsal yüreğim..
senin o kutsal yüreğin
kutsal düşlerin, inancın, dinin
benden öte olan herşeyinle sen
benden irisin…
ve ben zayıf…
rüzgarda savrulan yaprak kadar çaresiz
bankda uyuyan ayyaş kadar vurdum duymaz…
önemsiz…
geceleri agresif düşler kuruyorum, spontane, sürrealist
utanıyorum
beni utanmaya sevk eden kutsallıkların var senin
sarsılmaz temellerin…
oysa ben herşeyin gelip geçiciliğine inanmış bir nihilistim,
bu muhafazakarlık fazla bana…
bir nefs-i müdaafa hali bu
ya ben, yada sen gitmeliyiz bu bedenden
yada ikimiz birden…
nasıl olursa olsun,
seni atacağım içimden.
vur!
duymam ben!
senden gelen acıyı eritir gövdem
yeter ki iste,
vur!dun duymaz olurum ben…
çaresizliğinin önünde durmuş
önemine açılan yelkenim ben..
korkarım gecenin çıplaklığından
yırtıcı kuşlarından,
ve yalnız kalma korkum yok, inan..
titremelerim,
söz yaşlarım,
ve kanamalarım:
sensizliği yırtık cebimde kaybedişimden…
korkuyorum kendimden,
korkutuyor beni içimdeki imgen…
sarsılıyor temellerim
bir bir yıkılır inancımın kutsal mabedine
varlığının gidişleriyle birlikte öznen
ne önemi kalır senden sonra
anason kokularının,
nikotin bulaşan dudaklarımın,
acıma çığlık katışlarının!
muhafazakarlığıma sığın,
utanma, utanışlarımda var ettim seni
unutma, unutuşlarında son nefesim…
bu bir vecd-i müdafa halidir..
git gidebilirsen,
yada bekle dilersen,
bu can senindir,
bekle bedeni bekleyebilirsen
ne olursa olsun
seveceğim seni ben!
kapat perdeleri güneşe
değmesin tenime hiçbir güç
güçsüzüm:
kağıdım ve kalemim…
gitme!
yırtılır yüreğim…
geceyi sen döndürdün güneşe
gün yüzünü çevirme ölüme
korkma,
incitemezsin ki beni,
ben aşk ile doğmuşum
teslim olmaz bir kuru kelama
bu kutsal yüreğim..
syn..
senin o kutsal yüreğin
kutsal düşlerin, inancın, dinin
benden öte olan herşeyinle sen
benden irisin…
ve ben zayıf…
rüzgarda savrulan yaprak kadar çaresiz
bankda uyuyan ayyaş kadar vurdum duymaz…
önemsiz…
geceleri agresif düşler kuruyorum, spontane, sürrealist
utanıyorum
beni utanmaya sevk eden kutsallıkların var senin
sarsılmaz temellerin…
oysa ben herşeyin gelip geçiciliğine inanmış bir nihilistim,
bu muhafazakarlık fazla bana…
bir nefs-i müdaafa hali bu
ya ben, yada sen gitmeliyiz bu bedenden
yada ikimiz birden…
nasıl olursa olsun,
seni atacağım içimden.
vur!
duymam ben!
senden gelen acıyı eritir gövdem
yeter ki iste,
vur!dun duymaz olurum ben…
çaresizliğinin önünde durmuş
önemine açılan yelkenim ben..
korkarım gecenin çıplaklığından
yırtıcı kuşlarından,
ve yalnız kalma korkum yok, inan..
titremelerim,
söz yaşlarım,
ve kanamalarım:
sensizliği yırtık cebimde kaybedişimden…
korkuyorum kendimden,
korkutuyor beni içimdeki imgen…
sarsılıyor temellerim
bir bir yıkılır inancımın kutsal mabedine
varlığının gidişleriyle birlikte öznen
ne önemi kalır senden sonra
anason kokularının,
nikotin bulaşan dudaklarımın,
acıma çığlık katışlarının!
muhafazakarlığıma sığın,
utanma, utanışlarımda var ettim seni
unutma, unutuşlarında son nefesim…
bu bir vecd-i müdafa halidir..
git gidebilirsen,
yada bekle dilersen,
bu can senindir,
bekle bedeni bekleyebilirsen
ne olursa olsun
seveceğim seni ben!