bencileyin!

hani’miş,
söylenen sözlerin esrarı,
dilimizde bir şarkı gibi kaybolurken;
yer ve gök -
toz ve duman -
kül ve ten üzerinde can bulan
ve ahenkler içinde gönlümüze zerk ederken
- her’an uzanan dost eli, şimdi nerdeymiş ?


ninniymiş,
söylediğimiz en ahkam kesen fasıllar da,
ve kadehimizdeki mey ile geçerken gece;
uyutmuş -
unutmuş -
kayırtmış -
bayıltmış -
içimizdeki cüsseli insan canavarını
hatta güne varmaya yakın ayaklanan her işçi gibi yürekte
sabaha ermeden kaybedilen dostların kulağında
bir huzurun sesi olarak kalmış..
- nenni insan dölü, nenni’den aldan(m)ış..


deveymiş,
dev gibi insan yüreği içinde,
cirmin naçizane nahifliğine inatmış;
sonra büyüdü ya -
sonra gördü ya -
sonra tat ve kokuydu ya hayat
kimsesiz bir kuyunun delisi olmuş;
ab-ı şor ile dolu kuyunun endam ile kaynağı..
- deveymiş, pirenin haline şaşmış…


cüceymiş;
ellerini kaldırınca Hakk’a bin duayla,
olmuş olanlar bir anda ve o başladığında yalvarmaya
birden bin –
binden hiç –
hiç ile bir piç -
ve meczup yüreğini dağladıkça ıslak taşlarda,
can’dan koparmış, parça parça ayrılırken..
- bir küçük olmuş, bu devler ülkesinin zindanlarında…


velhasıl,
hanimiş, ninniymiş, deveymiş, cüceymiş;
- bencileyin şimdi ölmüş..

[15.02.2010 / 10:55]

yorumla