Melankoli & Drama

Melankoli
“ağlama bebeğim, seni hala seviyorum” “ne kadar hülyalı gözlerin” “kalbim yavru bir ceylan gibi zıp zıp” vs. gibi melodram repliklerini çıkardıktan sonra, sandık tan, sandıklarımı tan üzerine acı bir çamaşır suyu gibi damlattım. tan ağardı o sabah bembeyaz. son ra, adının ilk harfi bir yılan gibi algımda kıvrılmaya başladı. belli ki, sen, son ra, beni unutuyorum ben. hafızamı kaybettim. yolun kenarına bir ağaç durdum. bazı meyveler vurdum hırsımdan, bazı yapraklar buruşturdum avucumda. av cı ruhum cı ekini ayırdı yaptığı işten. adının sonuna ekledi sanki bir takma isim gibi. adın “son ra cı” dedi biri duydum. adım “son ra cı” benim bildim. bir ağaç durdum, sonra bir uyudum, uyandım. hep biraz çamaşır suyuyla, karanlığı lekeledim. “son ra cı” benim adım bildiğim, ra ların en sonuncusu,tuhaf bir zamandı, kendimi meraktan, bir ağacı kökünden söken fırtına kopardım, durduğum yerdi, geceydi. gözüme değdi tan dan damlayan bir damla çamaşır suyu ”o sendin ! ” zifiri gecem aydınlandı. hatırladım. son ra ra’ların en sonuncusu, işte sen… sözlerini birer dize gibi sandığa kitlediğim çirkin olsun bütün yazdıklarım işte bu yüzden ağlasın sandıkta bana hiç yazmadıkların. komiktiler zaten. palyaçolar çiziyiorum hırsımdan.

An-Dante

Drama
Hırsıma yenik düştüğümde tanıştım, hırsız bir körebeydi beni düşüren yere.. Yer ki, gök gibi sonsuzluğa uzandı ufuk çizgisini aştıkça… Güzel sözler, güzel yeminler, güzel gözler, güzel olan herşeyden ötelenmiş bir yalnızlık kavgasıydı bahar… Kelimeler buzu çözülmüş sokakların, çamur balçığı gibi dilimin ucunda, dilimin ucunda sözlerinin parçalanışı gibi durur aldanışlar… Beni yere düşüren, hırslı bir körebeydi. Cümleler onu kovalayan bir cellat gibi; parçaladın beni azrailim, kelimelerinle parçaladın… Şimdi adının ilk harfi gibi, geldiğim yere dönüşümü gösterir yol işaretleri… Yollar, geçmişe uzanan saç telleri gibi… Yollar, geleceğin çözülmemiş labirentleri… Yollar, seni bana bağlamaya sebep arayan gizli geçit dehlizleri… Ah bu kaybettiğim çocukluğum: vücuduma işlenmiş lekesi: düştüğüm yollardan kalan parçalanmış etin yenisi… Parçalanmamış eski düş çizikleri… Ve hepsi varlığımın imgesi…
Temizleyebilir misin vücudumdaki lekeleri? Silebilir misin tüm yazdıklarımı? Kesebilir misin, bir ağaç gibi dikilen melankolik yanımı?
Damlat.. Yakmıyor canımı…
Damlat.. Acıtmıyor gözlerimi…
Damlat… Korkmuyorum!
Elindeki çamaşır suyu değil, gözlerinin kederi…

Alim Vedat Süner
[16.03.2010 - 16:44]

2 defa yorumlanmış

  1. İlk Harf |

    Keselendim önce. Üzerime onca yazılıp çizileni, karalananı silmek niyetiyle. Baktım olmadı; saflığına sığındığım su yumuşattı beni, yırttı. Vazgeçtim. Kese ile bir olayım dedim, kese kağıdı oldum. Kendimi giydirdim başıma, fesim oldu kese kağıdım. İki oyuk açtım utancıma, ardından kendimin izler dururum yazılanları. Üzerime, beyazlığa, suya…

    • Senin yorgunluğun/hırçınlığındı beni çeken belki..Tüm yaşlar benden sana hediye olsun..Sen dökme ben senin içinde dökerim!
      Sana iyi gelmek istedim belki de?Işığın olmak istedim güneşin huzurun olayım..bekle beni dedim,dinlemedin..
      Oysa sen bana hiç güzel bir söz bile etmedin ki!
      Bende sana bunları söyleyemedim ki aslında hasta bir ruh benimki de..

      Senin-i(çi)n yüzünden sabaha ölü uyandım yeniden doğmayı bekledim,olmadı uyuduğum o yerde ölmüşüm ben haberim olmamış.Daha rahme yeni düşmüştüm oysa..Göz bebeği(y)ndim (miydim) ? Olmalıydı(m) !!
      Oysa azrailmiş teslim olduğum?Ben bil(e)medim.

      Garipsemedim seni hiç;benimsedim ben seni,kokunu kokladım sen bakmadın ama ben seni kokladım durmadan..Ve gözlerini açmaya çalıştım bakamadın,açamadın o binlerce cevher bulduğum gözlerini..Öyle derin çekmişim ki kokunu içime,şimdi nefes alamıyorum kokundan..

      Varsın,çirkin olsun bütün yazdıklarım yine sen güzel ol yine sen ol al gözlerimi kamaşsınlar seninle..
      Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,senin neden hiç ağlamadığını
      anladım..
      Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş meğer,ben seni güldürmek istedim!! Bunu da ne zaman anladım? ”Sen gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde”..
      Biri sana git dediğinde ”kalmak istiyorum” demekmiş insanın ruhu olabilmek,ben senin ruhun olamadım almadın beni içine bıraksaydın istemiştim oysa..Ağzımdaki bu kekremsi tat gidene sen bitene kadar bende dokunamam bu herşeyden soyutla(n)dığım dünyaya..

      Senin diğer adın aşk,bildin mi?Ben sana hiçbirşey demedim o yüzden mi gözlerimden akıp gittin damla damla..
      Söylediklerin zekice ey adam!Ama açamıyorsun gözlerini geleceğe;izin de vermiyorsun bir dua gibi dokunayım günlerine gecelerine..
      Senin adın benim adımmış aslında öyle kıvrak ki harfleri her an yeni viraj görüyorum önümde..
      Benim kanıtımdır/şahidimdir dün gece döktüğüm yaşlar yine bir çamaşır suyu gibi yüzümü yakıp yakıp geçti..Dur!Aslında daha bitmedi,geçemedi,geçemedin..O kadar kolay sanmamıştın hiçbirşeyi zor olanı seçtim elim yandı dilim yandı..Ama bir kere yandı mı insan acıyı tattı mı dahası acıtmıyor..Aynı sen gibi yarı kapalı gözlerle yarı hisli devam ediyorum istediği kadar vursun ateş,artık ben yanmıyorum!
      Sen hiç,bir zamanlar çok büyük laflar edip seni senden alanın,kendine yar dedirtenin,yapım ekleriyle sevgili olanın,gün gelip icraatsızlıktan;kalbin tarafından dar ağacına çıkarılmasına göz yumdun mu?
      ben yumdum…ve ölüşünü izledim,ruhumu bedenimden ayırıp onun olduğu herşeyin gözlerini bir bir kapayarak…
      Kapattım gözlerimi karşımdasın,ama sen bilmiyorsun.
      Tarihin bile belini bükemediği en büyük antiseptik olan zaman,mikropları bir bir yokedip,yaraları iyileştirirken;beni de yorumsuz tepkisiz,duygusuz kalmakla cezalandırmış…Oysa ne çok şey var sana söylemek istenilen-ama dinlemezsin sen…

yorumla