oyuk

o: nedir seni gülümseten? dedi
gözlerine bakarken-ki- umuttu gülüşüm,
dudaklarının kıvrımlarıydı, dudaklarımın gülen hali…
anlamadı, sanırım…
anlatmak istedim…

o: napıyorsun? dedi,
bu: eğleniyorum… dedi,

eğlendim, duvarlara vururken kafamı..
eğleniyorum, eğlendim acıyı hissettikçe;
git gide götürdükçe
hücrelerimi cenazesiz intiharlara
eğleniyordum..

gün geçti diye
dün unutulur sandığım için,
yanılgılarıma bir yenisini ekledim
en kara kalemle yazılmışcasına…

o: gidiyorum.. dedi,
bu: gitme-sen.. dedi..

gidecekti..
bugün, yarın
en kötü gelecek haftaların birinde..

ağladım göğsüne dayadığımda kafamı
kafamda ölü hücreleriyle bir krallık
kafam ölü hücre evlerinden viranlık
ev soğuk duvarlarıyla mezarlık,
kaz,
derinleştir,
kes,
at,
geriye eşyalarından kalan boşluk,
götürebildiğin kadarını götür benden
benden geriye kalan sadece oyuk..

yorumla