dadaist çingene masalı
harp mağduru kalbin sanrısı,
gaybın sesinden uzakta,
durup dururken çıkagelmiş sancısı
bir gece yarısı ağrısı
ne migren, ne miğde yanması
tut dilimin dadaist yanlarını
ısır ısırabildiğin kadar dudaklarını
kan değil damladıkça kararan
karardı kalbin şekere bulanmış
yanık katrandan çingene kazanı
darp mağduru yüzün yarısı,
yumruğunu sıktıkça damlar
avuçiçinden hayat yazgısı
yazıldıkça silinmiş bir satır arası
arasına sıkışıp kalmış kalp yarası
tutar koparır kabuklarını kaşıdıkça
kaşındıkça daha çok gömüldüğü
lapa et dolu, can girdabında
bir hayat telaşıdır peşinde koşturan
ben yaralarında merhem kuruluğu gibi
nefsimin içinde saklı son çığlığı
sarp yolların aşkıdır bahtı
döne dolana çıkar gider varlığı
hayatımın çatlaklarından sızdığı
bir nükleer sızıntıdır tadı
dilimden genzime sürüklenir usulca
kokusu ciğerlerimde ölüm bahçesi
ben kokladıkça mest olmuş cellat
o idam sehpasındaki son dilenci
hadi iste şimdi benden
ne varsa, ne yoksa elimde kalan
son parçamı emanet ettim tanrıya
şimdi git, sonra unutursun nasılsa..
tek yorum var

unutursun, ama aldanma
dadisti gördüğünde hatırlayacaksın nasılsa
dar ağaçları, idam sehpaları
gözünden akan kan damlaları
harp kokusu uzakta ve içinde yaz sanıcısı…
bi yerlerde yitirildi masumiyetin bekareti ve bacaklarından sızan kan değil nefretti
sızdı canımın yarısı
sızdı rahmetin hatrı
sızdı iyi niyetin tüm pisliği hayatıma…
12rengin karnavalı içimden geçti ve siyahı bıraktı hatrına
harp mağruru yüreğim avuçlarında ve bir serçe kadar ürkekken cesaretim
ezdin.
yedi kapı kapandı ve üstüne yedi süngü
yedi demir kilit ve yedi çelik sesi kulaklarda
ben hapsedilirken yalnızlığa…
herşeye alıştı ademin torunu, herşeyi gördü
yer yarıldı içine girdi de aldırış etmedi
ar’ı gördü hayayı…
ve hepsini unuttu.
sen de unutursun bunu, ama aldanma
dadaist aramızda
ve bekliyor içinde nefretiyle iyi niyetimizin zulasında.