Alim Vedat Süner gönderileri
ama dönülmüyor
ama dönülmüyor,
geriye bırakılmış her hatıranın sağanak yağmurlarında
gönlün balkonunda ıslanır sereserpe asılan çamaşırlar,
ben sana en kirli yanımı bıraktım,
ben sana en masum hallerimi,
ben sana kocaman bir gelecek bıraktım,
hiç yaşanmamışcasına yaşayabil diye…
ama dönülmüyor,
hatıralara sığındıkça derinleşen bir sığınak oluyorsun,
sığındıkça kendinden kaçan bir yasak,
sen beni nasıl hatırlamak istiyorsan
öyle hatırlamaya devam edeceksin işte
kocaman bir gelecek içinde
ben küçücük bir geçmiş kalacağım
ama dönülmüyor,
kimsenin suçu yok, olmayacak geleceğin planlarında
ve kimse suçlamayacak bizi merak etme:
bilmediğimiz dillerin ülkelerindeki insanlardan,
tanımadığımız martılara,
alkol limitini aşacağımız yılbaşından,
tenimizi kavuracak kumsallara;
kimse bizi suçlamayacak…
ben sana en günahkar an’ları,
ben sana en anlamlı yaşanmamışlıkları terkettim.
ama dönülmüyor,
bir yol başlar ki uzadıkça uzayan,
o yoldan hiç kimse dönemez.
ben senden hiç ölmeni istemedim!
ama şimdi senle ölsem bile,
bil ki, dönülmüyor.
[25 Temmuz, 17:26 ]
//Not: şiir dostum Gülşah’ın yazdığından esinlenerek doğmuş bir bebektir bu…
ölüm // sen hiç -1-
ölüm,
yalnızca bedeni terk etmesi değildir ruhun,
ölüm,
yalnızca dünyadan göçmek değildir,
ölüm aslında,
sen kendini hayattan men ettiğinde
gözlerindeki donuk bakıştır.
sen hiç katil olduğunu düşündün mü?
[ 29 Nisan / eski yazıtlar ]
sadece “sen” üzerine “aşk”
sen
(
seni özlemek,
seni saklamak,
seni koklamak,
seni uyukularında ve sana uykularda,
seni sen yapandır.
)
aşk…
