sadece “sen” üzerine “aşk”
sen
(
seni özlemek,
seni saklamak,
seni koklamak,
seni uyukularında ve sana uykularda,
seni sen yapandır.
)
aşk…
[21.07.2011 / 12:49]
reklam
şimdi o aptal kutusunun içinde,
göz kamaştırıcı elbiselere bürünmüş,
ünlü simaların aşk masalları anlatılıyor;
ve yüzlerindeki spermleri gizlemek için
tonlarca yeni makyaj malzemesi üretiliyor,
reklam aralarında tanıtılan..
gerek yok başlığa
acının kokusu sinmiş üstüme,
bekliyorum,
bekledikçe çoğalan bir sancı yüreğimde,
yüreğimse uçurum kenarında,
rüzgarını bekleyen bir yaprak
çarpa çarpa acıtıyor rüzgar ruhumu
bıraksam kendimi,
kupkuru düşecek ruhum,
ıslak bedenim üstüne…
bakmak istemiyorum yüzüme,
yüzümün felç olan yanına sığınmış,
çocuksun,
kes,
kopar parmak izlerini,
parça parça etimde sinmiş kokun dururken,
nafile çabalarda tesellilerin,
ah çocuk,
çıkarı olmayan bir mürekkep gibi,
tırnaklara sığınmış sevda büyüttün
ne kadar bölersen böl,
o kadar çoğalacaksın bende…
ama içimde,
senden kalan tüm hatıraların
bir bir saldırısına maruz kalmış kalbimde,
…
kalbim?
o, yitik bir liderin son çığlığına, gizli tanık
kalbim?
o, yıkık bir kentin molozları arasında, bir deli
…
güneş batıyor
ah gözlerimin daldığı uzaklar,
ufkumda batan ütopya’m..
ah sözlerimi yuttuğum son kabus,
kulaklarımı sağır eden,
sesinin yoksunluğu katil’im
sessizliğimde boğulan bir şarkının
son nefesisin sen,
inançsızlığımsın,
ihanetsizliğimsin,
sona erken varışım,
toprağımsın…
serp bedenini üstüme,
ört çürüyen ruhumu,
huzurun rötarlı hakimiyetine muhtacım,
öyle yalnız,
öyle yanlış ki bu sonlar,
hiçbirşeyin dönüşü olmayacaksa;
bu yolun sonu
varmak istediğim
hiçbir hayale ulaşmıyorsa,
kes,
kopar beni senden,
kes
kopar seni benden,
parça parça,
paramparça yüreğim…
ağladım..
beni yalnızca duvarlar duydu,
kafamı çarparken soğuk vücuduna…
[30.03.2011 / 01:00]
uykusuz benzetme
uykusuz geçen gecelerin sabahında,
kafamı yastığa koymak gibi,
seviyorum seni…
