sis: "aşk"

Ehname

Bir tane canım var ama, yüz bin bedenim.
Can neymiş? Neymiş ki beden? İşte ben’im.
Bir başkası var ya: işte ben, ben! O, beni
Sevsin diye bir başkası oldum kendim.
Mevlana

HAMDIM
Yaşadıkça derkedilecek bir hayat bu, ben görmedim hayatımın aksini su üstünde. Ben görmedim yaşadıklarımın bir benzerini dolaşan diller üstünde. Bir parmakizidir ki hayat; Doğdum bir acı kopardım validemden, doğdum bir sevinç kopardım vâlidimden… Olacak olanlar oldu, yaşanılanlar yaşandı ve bitti. Gözlerimi açtığım dünyayı, baktığım suretlerle tanıdım. Suretimi tanıttım seven ve sevmeyen gözlere… Sözlerimi büyüttüm içimde, sözlerin içinden mana çıkardım. Kafiye için safiyeyi feda edecek derecede kafiyeye ehemmiyet vermedim. Uyduklarım da oldu, uymadıklarım da kafiyesine. Bir can’dım, bin bedene iştirak oldum.

PİŞTİM
Uyandığım sabahların kimse bilmez kıymetini. Her günün ahbâr-ı gayb’ına tevessül ettim. Bin musubetle binbir geceye girdim, gençlik denilen girdabın halkalarından bir bir geçtim. Vardığım yer pisti, vardığım yer saray… Yaşadığım yer çöptü, yaşadığım yer cennet… Ne istedimse onu buldum, neyi sevdimse onun oldum… Bir canım vardı yer yüzünde emanet, bin bedenim oldu gün geceye devrildikçe…

Sevdalardan geçti yolum, aşk dedikleri oyunlardan oynadım. Küçüktüm, büyüklerin oynadıkları oyunları anlamak için, kendimi oyaladım… Yaşadım kefaletim olan hayatı, ödemek için değil! En azından kabul etmek için bu zor borcu tanrıya… Yaşadıkça yaşlandı her bir bedenim. Daha önce de söylemiştim, ben suçumu kabul ettim; Öldüğüm de oldu benim, öldürdüğüm de… Ama her seferinde ben, ve üşenmeden her zaman ki gibi; bezl-i can oldukça işte ben: cana canan olana her defasında, yenildikçe yenildim, belbele içinde kaldı gönüllere yedi verenim…

Şimdi vakittir,
Şimdi işte tam sırası,
Nerden geldiğimi bildim de nereye gidiyorum’u bilmektir vakit…
Teselliler, taziyeler ve hatta dehaletler anlamsız.

Şimdi vakittir.
Şimdi işte tam zamanı,
Ben bulduğum bir can’a kıydım her bir bedenimi
Bir bir, binden bir oldum…
Bir canım vardı, bir de can’a veriyorum şimdi
Dünya ocağında pişen varlığımı…

YANDIM
Bu ki sünuhat-i kalbiyedir; beyanda sükutu, geniş bir söz.
Allah bizi uzak etsin asib-resan insanlardan ki ahiretlik dediklerimiz bir el kadar nüfus.
Vakit artık ölmeden önce iz bırakmaksa dünyaya eğer, mümaşat içinde geçsin bizim de ömrümüz.
Ama boynumun borcudur dile getirmek ki,
Gün vaktini yitirdiğinde yazacakta güç kalmazsa el ile ferde,
Binden geçilip, bir seçilmiş beden için
bir can’ı bir canana verildiği için
ve aşk dediğimiz ateşi bahur tutmak için
Bilinsin ki, ben yandım…
Ben yandım ki, aşk bizi harlasın…

04.haz / 07.haz 2010
alim vedat süner

devamı

tamamlayıcı bir unsur

gök delindi sabaha karşı,
ay batmadan çıka geldi güneş
ıslak bir ten üstünü örttü toprağın
gök ağladı bu sabah, avaz avaz…

mezarlar çekildi diplerine,
atalarımızın kemikleri sızlarken,
yeni ölülerin abdestleri tazelendi
toprak koktu acıları, buram buram…

gün küstürdü kendini güneşe
koyu gri bir duman gibi aceleci
şehrin moloz yığını insanları,
şehir ıslak bir telaş ile, nefes nefese

ben uyandım sabaha ter ile,
vücuduma sinerken cennet kokusu
şehrin boş caddelerini temizledi yağmur
benim dilimde aşk, hece hece

24.haz.2010

devamı

vakit oyunları

kırsam saatimi,
parçalara ayırsam camını,
yelkovan kuşunu uçursam,
akrebi peşine düşürsem;
bana varacağın vakte, o an ulaşabilir miyim?

devamı

vakit üzerine

sensiz her dakikaya küfrederken bile şükrediyorum,
çünkü sensiz dakikalar seni bana kavuşturmak için aşk ile can atıyorlar..

devamı

ilan-ı dehalet

gözlerimin kenarlarından bir tutam tuz döküldü,
göz pınarlarımda birikmiş bir acı çözüldü,
sözlerim artık yalnız kendine döndü,
sen benimken, benimki nankörlüktü..

Bunca zaman farkına varamadığım bir yerin varmış… Ben hep daha fazlasın sanıyorken, sandıklarım aslında sadece varsayımlarmış… Gerçek ise kendini göstermek için zamanını çok yanlış bir vakitte; çok kötü bir şekilde seçmiş… Sen herşey olmuşsun; sen aslında herşeymişsin de, benim salaklığım tutmuş.. Farketmemiş miyim? Seni ne kadar çok sevdiğimi hiç hissetmemiş miyim? Kelimeleri süslemek istemiyorum, hayır! Af dileyecek kadar bile yüzüm yok sana karşı, biliyorum… Söyleyecek hiçbir sözüm yok; ama susamıyorum. Af dilemek yerine affetmeni bekleyecek kadar sana ait tüm varlığım. Sana söyleyecek tek bir sözüm yok, ne desen boynumu bükerek karşında bir enkaz gibi duracağım. Affetmen için yalvardığım her duanın sonuna bir amin, uyandığım her günün sensizliğine bir lanet iliştirdim. Duvarlar üzerime eğilmiş senin adını fısıldarken; ben gözlerimi kapatarak bunun bir kabus olduğunu düşünüyorum. Uyan hadi. Uyandır… Ben sensiz sabahlardan nefret ediyorum…

Bunca zaman farkına varamadığım bir aşk varmış… Senin olabilmek için hiç bu kadar sana koşmamış gibi, hiç bu kadar sana aşık olduğumu anlamamış gibiyim… Senin olabilmek için tüm organlarım titriyor yerinde, yoksunluğunun nöbetinde her yanım… Aklı yitiriyorum düşündükçe, rüyalarımdan bile sıyrılmış varlığın; sana varamıyorum. Kabuslar doluşuyor gözkapaklarıma… Kendimi evde dolanırken buluyorum başı boş… Ev karanlık, odalar karanlık, kaleme ihtiyaç duyulmamış bir idam bu, dar ağacı sallanıyor gözümün önünde, sen diye ona koşuyorum… Gözlerimin kenarına hücum etmiş acıyla kendime geliyorum… Yastık karanlık, yatak karanlık… Yastığına bulaşmış makyaj izlerin karanlık… Bu eve bir ışık gerek, sen yokken herşey çok karanlık…

Bunca zaman farkına varamadığım bir tesellin varmış… Kaç gündür hiçbir şeyin tadı yok, tuzu yok… Satır aralarına sıkışmış manalarda gizleniyorsun, dilime dolanıyorsun her şarkıda, hüzne boğuyorsun yokluğunu… Kendime lanetler yağdırıyorum, kınamalar gönderiyorum en resmi notalarla… Ben her savaşı kaybetmeye hazırım sevgili. Tüm milislerimi dağıttım, tüm varlığımı sana teslim etmek için açtım beyaz bayrağımı, sana yol alıyorum. Esir et beni hadi, zindanlarında çürüt istersen. Silahsızım, mahçup, aciz, muhtaç… Vereceğin her yargıya savunmasızım, kabulüm. Ama n’olur göster bana gerçek yüzünü, bunca zamandır tanıdığım büyüklüğüne muhtacım… Dönme sırtını, düşecek yoksa bu beden gölgen üstüne… Benim çocuk huzurum, senin gölgende…

Gitme, Senin kalmaya hazırım,
Gitme, Senin olmak için varım,
Gitme, Sensiz anlamsızım…

A.V.
30.05.2010-01.06.2010

devamı