sis: "bulut"

rica

beni bir bankın soğuk ahşap yalnızlığına gömdün
sönmemiş sigaramın gökyüzüne karışan dumanı oldum

seni alıp götüren taksinin sarı siyah gölgesinde kendimi unutup,
giderken ardında bıraktığın toz bulutu oldum

tenime işlemiş deniz kokusunda okyanus oldum
sen yalnızlığınla bir uzun kumsal..

ve ne olur!
kokunu savursun da bana rüzgar,
ben bir dalga olup kıyına vurayım..

22.07.2009 / 19:18
devamı

reform-deform!

Beni bir yağmur damlasına sığdırabilir misin ?
Düşüyorum, bir boşluktan diğer bir boşluğa; düştüğüm zaman mı, sema mı ?

Düşünüyorum da…
Hiçbir acısı kalmadı geçmişe dair içimde yarattığım gerçeküstü hayallerin… Gözü yaşlı bir adam vardı; bulutların üstünde oturan… Bir yıldırım ile düştü şehrinden uzak, bir hiç kentinin en ücra köşesine…
Kim gördü düşerken bıraktığı damlaları, o yağmurları ?
Hangi sevdalının gözyaşlarına ortaklık etti o adamın haşarı yağmurları ?
Sahil uzadıkça boyluboyunca; kaç sevgili daha bir yakınlaştı ıslaklıklarına ?
Aşkı arındırmak için gözyaşlarındaki tuzdan; hangi damlayı koşar adım kucakladılar ?
Tek bir dileği vardı yağan yağmurların: kimse üzülmesin… Kimse ağlamasın isterdi… Doğduğu şehrinden, bir hiç kentine doğru giderken…

Ben giderken en çok acıyan yanlarımı bıraktım; boşalttığım o evde…
En ağlak hallerimi…
En hatırnaz resimlerimi, olası geleceği, geçmişi…

Bir ara,
Beyaz, bembeyaz bir tablonun en çok boyanılmış, hatayı kapatmak için en çok uğraşılası yerinde; paramparça olmuş bir sanat eseriydim. Bir zamanlar sürrealistti bu tualin renkleri; şimdi ise sadece haki… Geride bıraktığım herşey fazla sulanmış bir tablonun yere akan pantoneleri…
Hayır, hayır gerek yok temizliğe de…
Hiçbir güç geri getirmez tablonun eksik kalan yanlarını, yaşanılmak istenilenleri, yaşanılmamışlıkları…
Onlar yaşanmadan yitti… Çizilmeden bitti…
Kim bilir… Belki de iyiki yaşanılmadan bitti…
Yoksa hangi güç uyandırabilirdi bu uykudan; bu ilizyondan…

Şimdi,
Yeni bir düşün esiriyim, zamanın görecesi içinde kaybolmadıkça; kaybetmedikçe kendimi…
Neydi o şarkı, hani…
“Sil baştan başlamak gerek bazen…”
Silmeli işte öyle…
Başlamalı yeniden;
bazı bazı, bazen…

(30.04.2008 – 10:16 / S3)

devamı