sis: "gece"

huzur

gecenin aydınlık yüzü bakıyor pencereden
son ışık kaynağıda tüketti kendini
beni çepeçevre saran bu kokuya yenik düşen ben
ardımda bırakıyorum tüm herşeyi
yüreğimi
      beynimi
            ellerimi
            dilimi ve kelimelerimi

koşuyorum, çırılçıplak ruhum
koşuyorum, varlığımın hayranı, o oluşuma
ruhuna adanmış bir ibadetim bu benim
ne kadar sen dolarsam
      o kadar kendimim

biriktirdiğim sensiz zamanlardaki sen taneleri
saklı duruyor her yalnız gecenin cepkeninde..
şimdi bir bir dilek kuyularına gönderiyorum
biriktirdiğim yalnızlık çilesini

senin kokunun huzuruna durdum
sana sevgili
    bunca acı ve sevda
tek sana çekildi
        tek senin uğruna
huzurluyum belki de
uzun zamandır ilk defa
    bu gece ruhum
        şehrin semalarında

23.03.2009 / 02:14

devamı

hayal-et

Seni hayal etmekle başlıyor; bedenimin, beynime itirazlarına aldırmadan kendimi tüketip; döne dolana sana varışlarım. Ne kadar çabalarsam o kadar düşüyorum ağına.. Senden kurtulmanın tek yolu nefes almadan uzanabilmekse soğuk metal masa üzerine; konuşmadan herşeyi anlatabilmekse parmak ucuma iliştirilmiş künyeliğimle; hazırım! Sana verdiğim sözleri tutamayıp; kendime iyi bakamadığıma üzülmek için çok geç kaldım. Başka üzüntülerde kaybettim ben kendimi, elbette sendin kaybedişlerimin sebebi… Meraklama bunu hiç kimse bilemedi…
Seni hayal etmekle başlıyor; gecenin soğuk siyahında camdan dışarıya uzun süratli bakışlarım… Işığı yanık kalmış salonlarda yana yakına seni aradığım gecelerin sabahı, boğazıma geçirilmiş bir ilmek gibi nefesimi kesiyor. Beni bekleyen her ne ise bu şehrin ışıklarında gizli; ben onu bulmak için her gece yatağıma uzanıp penceremden sarkıyorum; boynuma sarılı saçlarından darağacım…
Seni hayal etmekle başlıyor; senin yokluğunu gidermeye çözüm(müş) gibi davranışlarım. Gözyaşlarım, kalp çarpıntılarım… Ne kadar paralarsam; ne kadar çırpınırsam çırpınayım. Takılıp kalıyor giydiğim bu dar gömleğin etekleri; yalnızlıkla bilenmiş çivi gibi hatıraların uçlarına… Söz yaşlarım, düş kanamalarım… Ne kadar çok yaşarsam o kadar çok büyüyecek; sen giderken biriktirdiğim sancılarım… Ne kadar çok yaşarsam o kadar çok seni anacağım!
Seni hayal etmekle başlıyor;
Benim hayalet sancılarım…
bilinmeyen bir tarihte, koğuş penceresinden bursa’yı izlerken karalandı önce.. bugün, izmir semalarında (24.02.2008-01:45′de) sona erdi..
devamı

kedi masalı

Kedi Masalı

evvel zaman içinde,
şu zamanın yansıması içinde,
bilinmez iki ülkenin: iki farklı şehrinde,
tanımaz birbirini, iki kedi sadece…
bir sevinçlik gözlerinde:
döndükçe daha da çok
dolandıkça ipe,
yüzlerde bir tatlı gülümseme…
iki kedi,
birbirinden uzak iki şehrin kalbinde,
hayallerini sürükler uykuya;
uyumadan önce bu masal gözleri önünde…
devamı

sen uyurken

uyku!

“pişmanım!”
“gel” desem..
-de gelme…
huzur’un içinde barındırıyor huzursuzluğumu..
bencillik ve sencillik böyle işte..

(03:21)

devamı