sis: "gün"

bi’gün

bi’gün,
bugünden daha da yorgun olacak bedenlerimiz,

bi’gün,
bugün gibi yaşamak istemeyeceğiz hey’canla,

bi’gün,
bugünden daha da geç olacak

bu’gün için…

[23.01.2012 / 03:01 : (sevgiliyle can bulmuş dizeler) ]
devamı

gerek yok başlığa

acının kokusu sinmiş üstüme,
bekliyorum,
bekledikçe çoğalan bir sancı yüreğimde,

yüreğimse uçurum kenarında,
rüzgarını bekleyen bir yaprak

çarpa çarpa acıtıyor rüzgar ruhumu
bıraksam kendimi,
kupkuru düşecek ruhum,
ıslak bedenim üstüne…

bakmak istemiyorum yüzüme,
yüzümün felç olan yanına sığınmış,
çocuksun,

kes,
kopar parmak izlerini,
parça parça etimde sinmiş kokun dururken,
nafile çabalarda tesellilerin,

ah çocuk,
çıkarı olmayan bir mürekkep gibi,
tırnaklara sığınmış sevda büyüttün
ne kadar bölersen böl,
o kadar çoğalacaksın bende…

ama içimde,
senden kalan tüm hatıraların
bir bir saldırısına maruz kalmış kalbimde,

kalbim?
o, yitik bir liderin son çığlığına, gizli tanık
kalbim?
o, yıkık bir kentin molozları arasında, bir deli

güneş batıyor
ah gözlerimin daldığı uzaklar,
ufkumda batan ütopya’m..
ah sözlerimi yuttuğum son kabus,

kulaklarımı sağır eden,
sesinin yoksunluğu katil’im

sessizliğimde boğulan bir şarkının
son nefesisin sen,

inançsızlığımsın,
ihanetsizliğimsin,

sona erken varışım,
toprağımsın…

serp bedenini üstüme,
ört çürüyen ruhumu,
huzurun rötarlı hakimiyetine muhtacım,

öyle yalnız,
öyle yanlış ki bu sonlar,

hiçbirşeyin dönüşü olmayacaksa;
bu yolun sonu
varmak istediğim
hiçbir hayale ulaşmıyorsa,

kes,
kopar beni senden,
kes
kopar seni benden,
parça parça,
paramparça yüreğim…

ağladım..

beni yalnızca duvarlar duydu,
kafamı çarparken soğuk vücuduna…

[30.03.2011 / 01:00]
devamı

kalan

tut dudaklarımı uzansın dudaklarına
varacağım son kara parçamsın
nihayetinle, tenim kadar yakından tanışım
bedenim ve nefsimle, ben sana kalmışım

22.08.2009 / 02:25

devamı

rubai

I
derdimiz değil dertlerden bir demet toplamak
derdimiz aşk ile gönülde bir taht kurmak
zaman yok ayrı kalacak kadar ömürden harcayacak
zamanıdır bir yüreği, bir yüreğe katacak

II
kapat şimdi her bir hesap defterini tozlarına maruz
kapat gözlerimi, huzurundur bu bedenime kalkışan taaruz
can, can bulsun ellerinde ki budur makul
cana kasttır, canandan uzakta geçen her bir şeb ve ruz

14.07.2009 / 17:20

devamı

laleler ve kan

Takvimlerden yapraklar kopartıldı… Yeşile büründü doğa ve öldü sonra… Şimdi yeni bir başlangıcıyken mevsimin, döküldü içimdeki kavağın her bir dalı… Bir sene evveldi; bugündü… Hatta bu saatlerdi içimden dökülenlerin kağıt üstünde hayat buluşu… Bir bulut üstündeyken bir başka şehre taşınıp, bir yıldırım ile düşmüştüm toprağa… O zamandan bu zamana neler geldi, neler geçti..? Ne değişti, neler aynı olduğu gibi yerinde kaldı ? Hiçbirşey… Ben tekrar geri dönerken şehrime, en çok acıyan yanımı tekrar aldım, unutulmuş bir otobüs durağından; kayıp bir yolun kenarından… Tekrar büründüm en sağnak hallerime… Deştim en hatırnaz fotoğrafları bir bir…
Bok ettim içimde, içten içe pahabiçilmez bir esermişcesine boyadığım o tabloyu… Bok ettik işte…
Merhaba şehrim, hoşgeldim… İyi ki doğdun; iyi ki seninle büyüdüm…
Şimdi hiçbir düşün esiri olmadan, zamanın görecesinden sıyrılıp, hızına koşar adım ilerliyorum…
Kaybettim kendimi, kendi yarattığım dünya içinde.. Alıştırmaya çabalıyorum kendimi ölümlere..
Dilimde bu son duyduğum şarkı şimdi, sonsuz döngüde:
bir hüzün şehri ayırdı bizi
ve bu son olmayacak
gözyaşıyla beslediği
her aşk ölümü tadacak

[30.04.2009 - 11:10]

(bkz: reform-deform)
(bkz: gel dökümü)

devamı