sis: "katliam"
katliam
kapanan gözlerimin aralığından
dişlerini gösterdi karanlıkta
siyahın içinde parlayan bembeyaz
ve bulaşmış kanımla süslü ağız boşluğunda
kibar bir küfür gibi ten parçalarım
bekle sabahı dedi,
bekle…
ruhum aforoz edilmiş bir zangoç gibi
zindanlarda kırık bir çan tınısı aramakta
ellerime ve ayaklarıma geçirilmiş prangalarla
sırtımda sert bir derinin tecrübe izlerini
geçmişin gizlerini kazımakta vücuduma
dayan dedi bana,
sabaha kadar dayan…
aç gözlerini son bir gayretle pollyanna kılıklı adam
eteğinde meyvelerle alice harikalar diyarından kaçmakta
bu şekerpare’den evlerle süslü rüyandan uyan
eli kanlı bir yalnızlıktır sabah seni uyandıracak olan
uyan,
acıya uyan,
bu bir katliam..
…
“ruh, bedenin istekleri karşısında sadece kötü zaman geçirirken,
beden ruhun istekleri karşısında işgence çekmektedir” dedim kendime…
uyudum sonra…
30.09.2009 / 15:49
devamıelveda
küfret,
lanet yağdır,
kötüle beni, her tanıyana;
bunları hakketmediğini söyleyenlere sığın,
kimse de benim gidişime anlam vermeye kalkmasın!
sebepsiz boyun eğ bu katliama…
sebepsiz olmasa da gidişim,
sen hep bir kaçış olarak gör bunu…
küfret ardımdan,
lanetler yağdır..
belki bu acılarına en iyi pansumandır..
