sis: "yalan"
mukayese
kimi geldi habersizce rüyalarıma
kimi ses etmeden gitti karanlığına
kimi bi’haberdi herşeyden masumca
kimi çok çabuk yenildi savaşa
biri uykumu çaldı kabuslar içinde
biri gülüşümden kopardı gitti
biri için saçlarımı döktüm yelesine gecenin
biri çaldı beni benden habersiz…
seni kaç kişi sevdi?
seni kaç kişi bildi?
seni kaç kişi öptü?
seni kaç kişi ben sandı?
[04.02.2010 / 01:38]
devamıihtiva
senden ve benden geriye kalan
sen benden çıktıktan sonra geriye kalan boş gözler
ve ben senden çıktıktan sonra ortada kalan bir viran…
son şaheserim, ilk ümidim, inancım, renklerim, sevgim, sevgilim
ben senden gittim gideli sen neleri erittin
kimlere meze ettin ruhunu koca şişeler arasında
ki sen
bir şişe kadar bile büyük değildin dünyamda…
masum, mazlum, kırılgan
günahlarımdan savunulması gereken peri
ve koca dünyanın
en küçük hazinesi…
senden ve benden geriye kalan
sen benden çıktıktan sonra geriye kalan boş gözler
ve ben senden çıktıktan sonra ortada kalan bir viran…
kim hırpaladı seni bu haziran akşamında böyle üstün başın harap
içindeki çocuğun ırzına hangi it geçti? ki ben büyütmüştüm o çağını
bin bir zahmet
ve bin bir umutla…
şimdi sen, arta kalan benden
gençliğin beyoğlu’nun arka sokaklarında
görmekten utandığımız o filmin kahramanlarıyla.
sen…
sevgilim…
ne çabuk tükendin…
ve tükettin beni, içimi, benliğimi
gözlerimin irisini, akımı, karamı, renklerimi
bir caddenin karolarına gömdüğünden beri umutlarımı
şehrin günahı eteğine sıçradı…
senden ve benden geriye kalan
sen benden çıktıktan sonra geriye kalan boş gözler
ve ben senden çıktıktan sonra ortada kalan bir viran…
psy…
12.06.09
alim de nostredame
konuşursa eğer insan
geçmişe koyduğunu sandığı yürek ile
aklına takılır kalır sözler
sesler ve imgeler; naçizane
varolan zamanı baltalar
bu beyne giren yeni düşünceler
kurak bir çöl olur daha yeşermeden topraklar
ve sönerse fer gözde
son yalanlardır, ’seviyorum’lar…
(geç kalmış bir girdiyi düzenlemeyle: 31.03.2009/16.04.2009)
devamıo cümle
Kurdum kendi kendime gecelerce, günlerce üzerine düşünüp; bin bir acıyı bu yalnızlığında içine katıp düşündüm… Her seçimde hüzün nöbetleri, her tercihte yürek sancısı ve yaralar… Alıştırdım kendimi: kimsesizliğe ve yokluğa…
“Sildim” derken farkında olmadan onu yaşamak kadar zor bir şey yok… Ben, hüzünlü bir aşk filminin, ayrılık sahnesinden sonra gelen karanlığıyla birlikte bıraktım gözyaşlarımı özgürlüğe… Onlar oynamıyordu filmde; ben yaşatıyordum onları içimde… Buluştuklarında yitirdikleri her parçaya rağmen sevebilen gözlerle bakmalarında dindi kalbimin göğsümü sıkıştırma uğraşları…
Ayrılmak…
Ayrı kalmak…
Sıcağına hasret düşmek…
Uzaklar ve mesafeler…
İhtimallerin dışında yaşanmış bir mahkûmiyetle tükettim onun için kendimi… Neden diye sorsa…? Koca bir hiç cevabım… Sadece sevdim: iyi kötü, yalan yanlış, az çok, ölesiye ki öldüm işte… Sevdim kendimden çok, kendini bile beni sevdiği kadar sevmeyen birini… Sevdiğim belki de sadece bir hayal perdesi, bir film karesi geçmişten hatırladığım… Öyle olmasa tekrar yaşanabilir mi bunca korkunun gölgesinde… Mutlu bir gecede sevdiceğe söylenebilir mi o kutsal cümle; kulaklarından öperken sessizce…?
(03.03.2009 / 03:21)
devamıtanım

ben bir yalanın ortağıyım
bir şeytanın yardımcısı
hüzne davetli bir konuk
her gecem bir yudumluk
ben bir düzenbazım
ben bu düzenin kuklası
her rüzgar esintisine yenik
iplerim tavana asık
ben bir kumarbazım
ben bir maça ası
ya en büyük şansım
yada ikiden düşük yalnızlık
ben bir yalan,
ben bir düzenbaz
ben bir kumarbazım
sen en çok hangisini tanıdın?
(02.03.2009 – 06:06/06:20)
devamı